1900 yılından beri birçok araştırmacı enerji alanını ve enerji alanının insan vücudu üzerindeki etkilerini araştırmaya başlamıştır. Enerji alanının tespiti ile birçok hastalık da teşhis edilmiş, Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Brown, enerjiyle uzaktan teşhis ve tedavinin mümkün olduğu bir sistem geliştirmişlerdir.
Yapılan çalışmada kesilen parmağın, yırtılan yaprağın görüntüsünün fotoğraflarda eksiksiz ve yırtıksız haliyle tam olarak görünmesi de Yaratıcı'nın yarattığına ve her an O'nun hakimiyetine O'ndan başka kimsenin müdahale edemeyeceğinin bir delilidir.
"Kirlian fotoğraflarında" önce sağlıklı, sonra stres altındaki varlıkların fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda enerji alanı fark edilir bir şekilde değişmiş olarak görüntülenmiştir. Bütün bu araştırmacılar araştırmalarıyla, organizmadaki enerji alanımızın yorgunluk, halsizlik, hastalık veya olumsuzluk durumlarında fark edilir bir şekilde değiştiğini göstermişlerdir.
İşte bu araştırmaların sonucu de gösteriyor ki, enerji kalkanımızı olumlu düşüncelerimiz, hayallerimiz yani güzel görmek, yoğunlaşmak, solunum gibi yöntemlerle değiştirebilir, müspet veya menfi olarak yönlendirebiliriz.
"Enerji alanı insan bedeninin enerji gömleğidir."
Krasnodar'daki Rus Bilimler Akademisi’nin araştırma enstitüsü ilim adamlarından Velantino Kirlian ve Semiyon Davidoviç Kirlian çifti, canlı organizmaların etrafında yüksek hızlı bir ışıklanma ile görülen enerji hadisesini resmî yollardan patentleştirmiş ve ilmî ad olarak bu buluşa, "Kirlian Şualanması" adını vermişlerdir. Kirlian şualanmasının sonucunda gözle görülebilen "bio plazmanın" varlığından da anlaşılmaktadır ki insanın enformasyon mübadelesi yani "enerji gömleği", "enerji alanı" ile olur. Bu, kirlian tekniğiyle görüntülenmiştir.
"Bio plazma"nın atomun en küçük parçalarından proton ve nötronların bir boyutu olduğu düşünülebilir. "Bio plazma" güneş, güneş sisteminin hareketleri ve yıldızlar âlemi ile çok yakın bir ilişki boyutu içindedir. İnsanlar bu ilişkilerin düzenlenmesiyle etkilenebilmekte, yönlendirilebilmekte, belki de yarın için kontrol altına alınabilecek projeler üzerine çalışmalar devam etmektedir.
"Bilimler Akademisi"nde yapılan onlarca deney sonucunda deneklerin muhtelif emosyonel vaziyetlerinde yani farklı duygu hallerinde yapılan ölçümler ve çekilmiş görüntüler bize gösterir ki, bu ışıklanmadaki çeşitli renkler ve parlaklıklar deneğin psişik vaziyetine bağlı olarak değişmektedir.

Bütün bu araştırmalar tasdik eder ki, "enerji gömleği"nde -"astral beden"- bütünlüğün bozulması, fizikî bedende çeşitli hastalıkların başladığının işaretidir.
Bütünlüğün bozulması halinde teşhis merkezlerinde de bu enerji gömleğinde kara lekeler yahut boşluklar oluşması ile hastalıklar teşhis edilebilmektedir.
Çok sayıda diagnostik araştırmalar sonunda çekilen filmlerin de tasdik ettiği gibi, "enerji gömleği"nde bozulma olduğunda hastalıkların fizikî bedene bu bozulan boşluklardan geçtiği tespit edilmiştir.
Buradan da "enerji gömleği"nin yani enerji alanının fizikî bedenin koruyucu bir fonksiyonu olarak görev yaptığını anlarız.
Bu sahadaki araştırmacılardan biri olan Ukrayna Kiev Tıp Bilimler Akademisi doçenti V. M. Melnik'in de tasdik ettiği gibi bedenin en iyi koruyucu tabakası "enerji alanı", parlak kırmızı renktedir. Sağlığı bozulma sürecine girmiş insanlarda ise enerji alanının bu parlaklığının zayıfladığı; hatta kaybolmaya yüz tuttuğu, enerji alanında çok sayıda boşluklar ve lekeler olduğu görülmüştür.
Günümüzde bu lekelenmeler, insanların fizikî yapısında, el ve yüzlerinde sık sık görülebilmektedir. Bedende el, yüz, göz ve kulağın şekli kısaca başın yaydığı enerji renkleri ve alanı da sağlığın teşhisinde önemli rol oynamaktadır.
İlahi kitaplardaki, "İnsanların simalarına bir işaret veririz, siz onları tanırsınız." hükmünü hatırlatıyor gibi sanki…
İnsan genlerinde inanç genini düşünme zamanı geldi sayılır. Yine aynı merkezde hastalar üzerinde yapılan araştırmalarda ilginç bir tez daha ortaya atılmış; insan bedeninin enerjisinin (enerji alanı) insana "anadan doğumla beraber" geçtiği, sonradan onu artırmanın zor olduğu, yok etmenin ise çok kolay olduğu ve bu yok olmanın da tartışmalar, korku, üzüntü, şüphe, zan, kavgalar, öfke, stres, kötü düşünce ile çok çabuk ilerlediği görülmüştür.
Mistik inançta ana rahminde belirlendiğine inanılan kötü ve iyi ruh inanışı da burada teyit ediliyor. Enerjiyi gıdalandırma amacıyla, "iyi" ve "yüksek ahlaklı düşüncelerle" insanda enerji artırılarak kuvvetli bir koruyucu enerji alanı temin edilebilir. Bugünkü anlamda, bunun izahı "manevî" gıdalanmadır diyebiliriz. Buradan da anlıyoruz ki, beynimizde oluşturduğumuz düşüncelerle "enerji alanımızda" olumlu veya olumsuz etkiler görülür. Bütün bu araştırmaların sonucunda "kuvvetli enerji alanı olan insan"ın sağlam bedene sahip, maddî ve manevî seviyesinin yüksek bir insan olduğunu söyleyebiliriz.
Meşhur Yunan Filozofu Heraklit'in tasdik ettiği düşünce kuvveti ve fiilleri, insan bedeninin dışında bulunur.
Yine bu alanda çalışan Fransız araştırmacılardan L. Dyunvils'in “Petrokrat” adlı, kitabında yazar; "Astral beden hissiyatın, düşüncenin sığınağıdır." diyor.