'Sağlık' Merceğinden Görünen 'Kim'liğimiz

Bir bebek daha doğmadan dualarımıza eklenir sağlıklı bir ömür dileği. Ama uzun ve sağlıklı ömür dileklerine, hayır ve bereket dileklerinin eklenmesi de itiyattandır.
24/09/2011 - 10:56

Çünkü sağlık ve uzun ömür, maddi olarak görülebilen parametreleridir hayatın. Hayır ve bereketse bizi ötelere bağlayan manevi ve uhrevi hayatla ilgili unsurlardır ve bunlardır hayata gerçek anlamını veren. Son günlerde dikkat ettim de sağlıklı ömür dileklerimizde bir vurgu değişimi yaşıyoruz. "Kaliteli yaşam" terkibinde kendisini izhar eden sağlık odaklı bir hayat anlayışı sadece tıbbi alanla sınırlı değil, kimlik kurucu bir öge olarak tedavülde.

Günümüzde hastalar/müşteriler/tüketiciler tıbbi bilgiler ve kendi sağlıklarıyla ilgili yaklaşımlar üzerinden bir kimlik geliştiriyorlar. Tıbbi bakımın alıcıları olarak hastalar, ciddi bir "müşteri bilinci" sergiliyorlar. Televizyondaki tıp programları bir yandan, internetteki enformasyon yığını diğer taraftan, hastalar sorumlu biyolojik vatandaşlar, bilinçli müşteriler olmak için pek çok imkâna sahipler. Yani günümüzde sağlık, bireysel kimliğin ayrılmaz bir bileşeni.

Geçtiğimiz yüzyılda sosyal politikaların konusu, ulus devletin kurucu ögesi ve vatandaşı kontrol etmenin bir aracı olarak işlev görüyordu sağlık. Bu nedenle de sağlıktan refah devleti ve kurumlar sorumluydu. Ama Z. Bauman'ın da vurguladığı üzere günümüzde "hastalık suçu" kurumlardan alınmış ve postmodern stratejilerle uyumlu bir şekilde bireyin yetersizliğine atfedilmeye başlanmıştır. (Parçalanmış Hayat, 2001) Nasıl ki küresel iktisadi yapının ortaya çıkardığı esnek iş dünyasındaki başarısızlık bireyin yetersizliğine bağlanıyorsa, sağlık alanındaki "başarısızlık" da tamamen bireyin yetersizliğine bağlanır hale gelmiştir. Yani sağlıklı olmak bireyin sorumluluğunda olan bir şeydir. Diyetinde dikkatli olmalı, sağlıklı beslenmeli, spor yapmalı, kontrolleri zamanında yaptırmalı, erken teşhis imkânını gözden kaçırmamalı, verilen tedavileri harfiyen uygulamalı vs. Bunlar yapıldığında sağlıklı olmak adeta garanti altındadır.

Yaygın olan bu kabulde bireyin yaşadığı ekonomik ve sosyal çevre, hatta ekolojik çevre, sanki sağlığı belirleyen bağlamın dışında gibi telakki edilir. Oysa, mesela Çernobil kazası sonrası aldığı radyasyon sonucu kanser olanlar için hangi bireysel ihmalden bahsedilebilir? Ya da Somali'de protein yetersizliğinden pek çok hastalıkla pençeleşen ve erken yaşlarda hayata veda edenler, yanlış bir hayat tarzı seçtikleri için mi bu akıbete düçar olmuşlardır? Küresel ısınmada payı olan gelişmiş ülkelerin, sömürge geçmiş nedeniyle bozulan iktisadi ve siyasi yapının, dünya çapındaki adaletsiz paylaşımın rolünü sorgulamalı değil miyiz? Esasında bu radikal soruların üzerini örtmek ve sağlığı bir tüketim unsuru olarak kullanmak üzere bireyselleştirilmektedir sağlık.

Biz Müslümanlar olarak sağlık meselesine, sadece dünyevi açıdan, yani toplumsal, siyasal ya da ekonomik düzlemden bakamayız elbette. Nimet, emanet, ahiret gibi kavramlardır paradigmamızı belirleyecek olan. Dünyanın bildiği adla Muhteşem Süleyman'ın "Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi" mısrası, sağlığın ne derece kıymetli bir nimet olduğuna işaret ediyor. Aynı hususu vurgulayan pek çok kelamı kibar, beyit, deyim var dilimizde. Allah'ın her derdin devasını da yaratmış olduğunu vurgular bir hadisi şerifinde Efendimiz. Ama unutmamalıyız ki Müslümanlar için yaşanan her şeyin bir de "ibtila" boyutu vardır. Hastalıklar bazen bize lutfedilen dertlerdir. Eyyub Aleyhisselam, hastalığa sabrı sonucunda ulaşmamış mıdır derecei âlâya? Günümüzde yaşamın her alanı tıbbileştirildiği ve sağlıklı olmak bir fetiş gibi peşinden koşulan bireysel bir çaba haline geldiği için, hem yaşama hem de sağlığa emanet perspektifinin dışında, tamamen seküler gözle bakılıyor.

Somatik kimlik

İçinde yaşadığımız ortamı analiz ederken sadece sosyolojik gözlemler değil, bizi müteal olana bağlayan duruş ve bakış açımız da devreye girmelidir elbette. Ama sadece sosyolojik gözlemler bile, tıbbi alanda yaşanan değişimlerin kişilerin kendilerini tanımlamada köklü dönüşümlere yol açtığını gözler önüne seriyor. Mesela yeni üreme teknolojileri daha önceleri var olmayan yeni birtakım kategoriler ortaya çıkardı: biyolojik anne, psikolojik anne, taşıyıcı anne, ailevi baba, sperm bağışçısı, yumurta bağışçısı. Kişinin kimlik anlatısında ve algısında önemli bir yeri olan akrabalık ilişkilerinde keskin bir dönüşümün yaşandığını gösteriyor bu yeni kategoriler.

Farmakolojideki, yani ilaçlarla ilgili gelişmeler de kişiliğin algılanışında ciddi dönüşümlere yol açıyor. Karakter, eğilim, kişilik tipleri vs. tüm bunlar birtakım kimyasal ilaçlarla belli formlara sokulabilir nitelikler haline geliyor. Mesela Prozac içe dönük kişileri dışa dönük ve özgüvenli hale getirirken, hiperaktivite tedavisinde kullanılan Ritalin, dikkati dağınık kimseleri dikkatli ve titiz hale getirebiliyor. Böyle olunca da kişilik ve kimlikle ilgili hem dışardan tanımlamalar hem de kişinin kendi kimlik algısı, biyokimyasal süreçlerin izinde tayin edilebiliyor ancak.

Kadim çağlarda kişiliği belirlediğine inanılan ruh ya da modern döneme hakim olan kartezyen düşüncenin ortaya koyduğu ikilik dahilindeki zihin, günümüzde tamamen bedenin bir fonksiyonu olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Yani kişiliği belirleyen zihin ya da ruh değil, beyindeki kimyasal terkiptir. Zihin de zaten beynin bir işlevidir bu anlayışta. Ve bu işlevin terkibi ilaçla değiştirilebildiği için insan oluş da "iyi hayat" da tamamen kimyasal ve somatik bir düzeye indirgenmiş olur. C. Novas ve N. Rose bu gelişmeyi "somatik kimlik" kavramlaştırmasıyla açıklamaya çalışır. ("Genetic Risk and the Birth of the Somatic Individual")

Genetik kimlik

Son on yıldır daha fazla gündem oluşturan yeni genetik de çağdaş kimlik pratiklerine bağlanıyor bir şekilde. Yaşam stratejik bir girişim olunca, hastalık ve sağlık kategorileri de seçim ve irade yetileri ile donatılmış kendini üretme, kendini inşa etme ve öznelliğini sergilemenin araçları olarak tedavüle giriyor. Bu bağlamda genetiğin de hayatı ve benliği tanımlayıcı düşünceye dahil oluşu, sadece yaşam stratejilerine genetik bir renk vermekle kalmıyor. Genetikle ilgili bilgi sahibi olmak, aynı zamanda yeni etik sorumluluklar da yüklüyor insanlara.

Mesela bir hastalığın genetik olduğu tespit edilirse, bu artık bireysel bir mesele olmaktan çıkıyor ve öncelikle ailevi bir mesele haline geliyor. Böylece genetik düşünce yeni bir genetik sorumluluk yüklüyor kişilere. Kişi geçmişini bu yeni bilgi eşliğinde kurmakla kalmıyor, evlenip evlenmeyeceğine, çocuk sahibi olup olmayacağına, genetik hastalık riskini dikkate alan bir yaşam tarzını sürdürüp sürdürmeyeceğine karar vermek zorunda kalıyor. Böylece genetik bilgi, riskli bireyin kendini tanımlamasını ve faaliyet tarzını da şekillendiriyor.

Bu ne demektir? Kim olduğumuz, ne yapmamız gerektiği ve neyi ümit edebileceğimizle ilgili belirleyici değerler arasına moleküler bilginin de dahil olması demektir. Sekülerlik ve kimlik konularında kendisine referans göstermeden geçemeyeceğimiz Charles Taylor, kimliği "özdeşleşmeler ve bağlanmalar" üzerinden tanımlayabileceğimizi söyler. Bu bağlanmalar ve özdeşleşmeler, "duruma göre neyin iyi ya da değerli olduğunu, neyin yapılması gerektiğini, ya da neye onay verdiğimi ya da karşı çıktığımı belirlemeye çalışabileceğim çerçeveyi ya da ufku sağlar." (Sources of the Self, 1989).Bu manada kimlik, sadece kim olduğumuz duygusu değildir, yani sadece bir tanımlama değildir. Aslında Friedman'ın ifadesiyle "dünyaya bakmak için kullandığımız mercektir." (Yatay Toplum, 2002)

Bu açıdan bakıldığında "tıbbileştirme ve sağlık fetişizmi" bir taraftan, genetik bilgilenme diğer taraftan dünyanın eskisi gibi görülmediği bir görüş açısı sunmaktadır. O halde şu sorular üzerinde düşünmeli değil miyiz: Tıp endüstrisinin sunduğu "sağlık" merceğinden bize ulaşan, sadece bu dünyaya odaklı görüntü ne kadar hakikattir? "Kendini bilen, Rabbini bilir" sözünde ifadesini bulan hakikate ulaşmak ise maksudumuz, kendimizi somatik ve moleküler gerçeklikte bulabilir miyiz?

Kaynak: Zaman Gazetesi - Yorum Köşesi
Nazife Şişman Sosyolog-Yazar
24.09.2011

 

İLGİLİ OLANLAR

Bu milleti zehirleyen süt
Çocukları zehirleyenlerin yanında duranlara sözümüz yok. İçtikleri yanlarına kâr kalsın.
Tavuktaki Büyük Tehlike!
Tavukta arsenik, antibiyotik ve Prozac da var. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta yazdı...

Doktoru kim öldürdü?


"Suçluluğu ispat edilene kadar herkes masumdur" temel hukuk ilkesi nedense 'doktorlar hariç' şeklind

Ekonomik devletçilik ve eczaneler


Devletçilik zamanımızın en yaygın siyaset ve ekonomi felsefesi hastalığı.
Bu bitkiler mucize gibi!
Önceki yazılarımda meyve ve sebzelerin yararlarını anlatmıştım. Bu yazımdaysa şifa amaçlı kullanılan

İyi Uykunun Sırları


Yoksa sen de geceleri uyumakta zorlanıyor, sabahları yatağa yapışıyor, uyandığın anda da gece boyunc
12 Eylül Yargılanıyor
1980 Askeri Darbe sonrası 1982 yılında o dönemin Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa oylanm

Ekmeğe Dikkat!


'SAĞLIK ve Gıda Güvenliği Hareketi', sağlık ve gıda güvenliği sorunlarına karşı çözüm üretmek ve tük
Türkler'de Nevruz, Yenigün, Gün Işığı
Türk Milletinde Nevruz yüzyıllar ötesinden devam ede gelen "geleneksel bayramlarından" birisidir.
Abdestli Kapitalist, Şeytanın Abdest Almış Halidir!
Gün gelecek devran dönecek, AKP orduya hesap verecek!
Yalancı Baharların Yorgunluğu
Size öyle gelmiyor mu bu bahar? Çamur doldurduğumuz çukurları on yılların çözümsüzlüğünde paneller i
İslamı Doğru Anlatamıyoruz
Allah'a O'nun rıza ve rıdvanına talip olmak lazım. "Men kane lillahi, kanellahu leh" yani "kim Allah

n

Nevruz

n

Dindar Gençlik mi Ülkücü Gençlik mi?

n

Dilimizi Kaybediyoruz!

n

Sıfır Hastalık Hedefi

n

Her Şeyin Her Şeyle Bağlantısı Üzerine...

n

İstiklal Madalyalı İnebolu Nereye Gidiyor?

n

İlaç Firmaları ve Alternatif Tıp Ürünleri

n

GDO’lu Ürün İnsan Irkını Tehdit Ediyor!

n

GDO'suz Türkiye'nin Gizli Potansiyeli

n

Elektromanyetik Alanların Sağlığa Etkileri

n

10 Soruda GDO Sorunu

n

Nil'den 2012 Yılına Mesaj

n

Bol bol tereyağ yiyip, unu şekeri keserseniz kolesterolünüz düşer!

n

Denge, Güç Bileziği ve Kalça Sıkılaştırıcı Ayakkabılar

n

Kaşıntılarınızı Artık Ötelemeyin!

n

Salgını Kim Salıyor?

n

Deprem Şikesi

n

Vitaminler Can Yakıyor

n

Çağın vebası yoruyor şişmanlatıyor acıktırıyor

n

Obezit öğrenci sayısı yüzde 100 arttı!

n

5 Büyük Sağlık Hatası!

n

Multipl Skleroz (MS)'in Biyomedikal Tedavisi

n

Kahvaltı yapmayan çocuk öğrenme zorluğu yaşıyor

n

'Sağlık' Merceğinden Görünen 'Kim'liğimiz

n

Yanlış Zayıflama

n

Otizm Genetik mi?

n

“Et”in çevreye verdiği zarar

n

Sevene emir gerekmez; sevildiğini bilene yasak sökmez

n

Alfalfa’yı Tanıyor Musunuz?

n

Bizi Ne Öldürüyor?

n

Zeytinyağı konusunda bilmeniz gereken noktalar

n

Zehirli Maddeler Kullanmadan EVDE TEMİZLİK

n

Kadir Gecesi: Kadrini bilenlerin gecesi

n

Organik Kafası

n

Yeni Sağlık Riski Testi: Omega-3

n

Tansiyon ilacı deyip geçmeyin

n

Cep’te Dünya Uyanıyor T.C. Uyuyor

n

Cep Telefonu ve Kanser

n

‘Kantin Devrimi’ni destekliyoruz fakat…

n

Aşı içindeki cıva çıkartılınca otistik çocukların sayısı azaldı!
 
Ahmet Maranki ve Ekibiyle Saglikli Bir Dünyaya



MARANKİ DİYOR Kİ

Dünyadaki en büyük izzet ve şeref, alemleri yoktan yaratıp insanın emrine veren Allah'a (CC) hakkıyla kul olmaktır.



GÜNÜN SÖZÜ

"Allahü tealanın verdiği az rızıka razı olan kimsenin az amelinden de Allahü teala razı olur."

Hadis-i Şerif


GÜNÜN YAZISI

Bu milleti zehirleyen süt

Çocukları zehirleyenlerin yanında duranlara sözümüz yok. İçtikleri yanlarına kâr kalsın.

Tavuktaki Büyük Tehlike!

Tavukta arsenik, antibiyotik ve Prozac da var. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta yazdı...

Ekonomik devletçilik ve eczaneler

Devletçilik zamanımızın en yaygın siyaset ve ekonomi felsefesi hastalığı.

GÜNDEM HABERLERİ

Ünlü Antibiyotik Kalp Düşmanı Çıktı

Sağlık Bakanlığı'ndan "Aferin" Takibi
Sosis, Salam ve Sucuk Etine Yüzde 100 Zam!

Fast Food Zincirine Dev Tazminat!

Ekmeğe de Hile Karıştı

FOTO GALERİLER

Tümünü Göster »

SİZDEN GELEN YORUMLAR

Alternatif tıbba Sağlık Bakanlığı'ndan yeni düzenleme

Kitaplarınızdan çok şey öğrendim.

Kozmik Beden Temizliğinin hayatıma kattıkları

Kozmik Yaşam Merkezindeki Şifalar

Mide Dostu

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Hicri Bugün :
30 Cemaziye'l-Ahir 1433

Bugünkü Ay'ın
Görüntüsü

SİTE BAĞLANTILARI

ANKET

Ahmet Maranki'nin yazılı ve görsel medya aracılığıyla ulaştırdığı sağlık tavsiyelerini sosyal hayatınızda uyguluyor musunuz?

Seçenekler
Kesinlikle uyguluyorum
Takip ediyorum fakat uygulayamıyorum
İlgimi çekmiyor

Sitede Online


www.maranki.com sadece internet Üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Sistem Yönetimi :
Networkbil.Net

- Kullanım Sözleşmesi
- Gizlilik Bildirimi