İstiklal Madalyalı İnebolu Nereye Gidiyor?

İnebolu, Yıl 1900’ler Osmanı-Ali’nin vilayetlerinden Kastamonu’nun en büyük sancağı...
14/02/2012 - 17:14

Nüfus 18.000 civarında. Kastamonu vilayetinin sınırı ise Sinop’tan, Üsküdar’a, Ankara’nın bir kısmı, Kızılırmak sınırının batısı Bilecik’e kadar Kastamonu Vilayeti.  Bursa vilayetine sınır İstanbul Üsküdar ise,  Kastamonu’ya bağlı bir toprak parçası.

Bu kadar değil. İnebolu, Bu büyük toprak parçasında yetişen ürünleri, sebzeleri, meyve, koyun, keçi, tavuk, yumurta ve dahası herşey, o gün için İnebolu’da “olmayan” limana her gün yanaşan 7 uluslararası ticaret yapan gemiye yüklenerek Kahire, İskenderiye, İtalya’ya kadar ihracat yapılır, Osmanlı’nın büyüklüğüne katkı yapardı. O zamanki İnebolu, Kastamonu, Cenubta Konya Garpta Bursa, Şarkta Trabzon vilayeti ile sınırdı.

Bu kadar da değil. İnebolu, gemilerle dünyanın pek çok ülkesinden gelen ilim adamı, siyasetçi, sanatkâr, devlet adamı ve askerin Anadolu’ya geçmek için uğradığı, ziyaret ettiği bir sancak. İnebolu, pek çok Osmanlı Paşa’sına, Generallerden, Bediüzzaman Saidi Nursi’den Nazım Hikmet’e kadar pek çok insana tanıklık etmiş Osmanlı sancağı.

İnebolu'ya "Gürbüz Osmanlı Torunu Benzetmesi"

Bu kadar mı? Bir müjde ile, Osmanlı’nın son yıllarında, belki de bu günkü manada “Osmanlı bir Avrupa devletine hamile, o da gürbüz bir Osmanlı torunu doğuracak” müjdesinin gereği İnebolu’muz yine devrede. İçimizde beslediğimiz “şimdi de olduğu gibi” sapı bizden baltaların elinde o yıllarda zora sokulan cihan devletinin zor günlerinde yine İnebolu insanı imdada yetişir. Rusya ve Pakistan’dan, İstanbul’dan gelen silahlar ve yardımlar her zaman limansız “Güvenli İnebolu limanı” olan İnebolu’da toplanır, Orta Asya’dan Selanik’e kadar yayılan Osmanlı’nın Yiğit Türk torunlarınca, milisler ve Şerife Bacılar, Kara Fatma’ların eliyle kar, soğuk, don, çile, açlık, yokluk demeden, kağnı tıkırtıları ile cepheye taşınırdı.

Kurtuluş savaşının büyük askeri M. Kemal’in, “Gözüm Dumlupınarda, kulağım İnebolu’da” sözünü pek çok fedakârlıkla yerine getirdi. Karşılığında bugünkü “vatan” dediğimiz T.C. kuruldu. İstiklal Mücadelesi, İstiklal Yolundan kazanıldığı yani İnebolu Kastamonu yolundan gittiğini kabul eden TBMM bunu o yıllarda ödüllendirerek, İnebolu’ya “İstiklal Madalyası” verilmesini layık gördü. Evet, yukarıdaki güzelliklerin yaşadığı İnebolu böyle bir yerdi. Yıl 1925’lere kadar herkes mutlu ve gelecekten umutlu (Bu tarihe kadar) yaşadığı bir yer.

Değineceğimiz esas mesele 1925’te İnebolu’ya bu kahramanlıklar için verilen madalya. “İstiklal Madalyası”, Türkiye’de bir de Gaziantep’e verilmiş. İlçe olarak madalya ile onurlandırılan tek yer ise İnebolu. Herkes fahretmeli, sevinmeli, övünmeli, gurur duymalı. Niye mi? Tabii ki bu TBMM’nin Gazi M. Kemal imzalı “İstiklal Madalyası” takdirinden dolayı…

"Yaşasın İnebolu!!!"

İnebolulu da öyle yaptı yıllardır. Her sene törenler, marşlar, anma toplantıları yapıldı. Büyük büyük nutuklar atıldı. Devlet ve Siyaset adamları getirildi. Hep bir ağızdan “Yaşasın İnebolu” nutukları atıldı. Sonra ne mi oldu? “İnebolu” o yıldan sonra, yaşamayı bıraktı, ağır ağır yaşamdan uzaklaştı. Ölmeye başladı.

Nasıl mı? Önce, herkes geçim darlığı sebebiyle gurbete göçtü. Gurbete gidenler gelmez oldu; mallar satılmaz ve üretilmez oldu. Üretilmeyince bağlar “Dağ” oldu. Hadi dağı da kaybetmeyelim, odun, kereste her yerde dururken o tapuları veren devlet, yani aynı devlet tapulu dağlarımızı, ormanlarımızı, evine bir yük odun yapan yiğit İneboluluların kahramanlıkları sebebiyle “İstiklal Madalyası” ile ödüllendirilen insanımızın hayvanlarını ve tarlalarını “orman kanunu” uygulayarak müsadere ederek dolaylı yollardan elinden aldı. Almaya da halen devam ediyor.  Sonra ne mi oldu?

Türkiye’nin 1900’lerdeki 18.000 nüfuslu İnebolu’sundan bugün 10.000 lerin altına düşen mutsuz ve gelecekten umutsuz insanların yaşadığı, yaşanmaz bir yer. Aynı senelerde, aynı ölçekte ve nüfustaki Mudanya Sancağı (Bursa) nüfusu 250.000 oldu.

Yaklaşık 90 yıl öncesine gelen bir İnebolu var bugün. Peki, bu durumda, aradan geçen 90 yılda başta siyasetçiler, devlet adamları, etkili, yetkili, devlet, parti liderleri, bakanlar başbakanlar İnebolu için ne yaptı? “Her seferinde” “İnebolu Kalkınıyor” dediler. O canını ve malını devlet uğurunda yıllarca feda eden İneboluluların gözüne baka baka onları aldattılar mı acaba?

Bir bakalım 90 yıl sonra İşte İnebolu’nun hali; Limana büyük tonajlı gemi yanaşamıyor. Yolu Tırların geliş gidişine uygun değil, ihracatta yok, 90 yıldır, hiçbir devlet yatırımı yok, Su Ürünleri Fakültesi’ni zorla kurduk. Fakat kayda gelen yok vesselam. “Ümitsizde olsak” ses çıkarmalıyız. Çünkü bölgedeki sesler duyulmuyor. Sağırlar ve körler yıllardır aynı işi yapıyor. Evet, işte 90 yıllık İnebolu nereden nereye? 1900’lerde 18 bin, olan nüfus bugün 10 binin altında.

Çevresiyle 100 bine yakın nüfusu bir yana bir de İstanbul’a göç veren “Yiğit İnebolu”nun insanları maalesef Siyaset-Devlet kısır çekişmesi içinde aynı slogan, kutlamalar, şapka törenleri, İnebolu gecelerine devam. Bizde bu anlayış ve bu ense oldukça değişen bir şey olmayacak. Eski hamam, eski tas, enseye vurup yola devam mı diyelim yoksa ne yapalım?

İstiklal Madalyası'nı İstemiyoruz

Ben Ahmet Maranki olarak 3. nesilden bir vatandaşım, köyümüzde 50 yıl önce, 1 bakraç yoğurt, 1 küfe patatesi sabah 2 metre karda yürüyerek çarşıya getiren bir annenin oğlu olarak konuşuyorum. 80 yıl sonra şu an yine köyümüzün yolu yok, suyu yok. Ben bu işe "yeter artık" diyorum. Bizim bu makus talihimize sebep olan “İstiklal Madalyası”mı? diye soruyorum.

Var mısınız? Bu madalyayı biz yiğit İnebolulular TBMM iade edelim. Ve diyelim ki, tabii hep bir ağızdan “Biz eski 90 yıl önceki, limansız İnebolu’ya yanaşan 7 gemili günleri istiyoruz” diyelim. Var mısınız?

Ekmek yok, aş yok, yol yok, yatırım yok, Köylünün arazisi “Orman Kanunu” ile elinden alındı. Kasabaya bitişik yakın sınır köylerinde bile (Çamlıca Köyü vb.) yolu, içme suyu hala yok, yok, yok.

Çamlıca köyünün mahallesine (Çavuşoğlu) bile arka yollardan 10 km. gidilerek ulaşılabiliyor. Mahalledeki akrabalar birbirine yürüyerek gidip gelebiliyor. Bunun gibi mahallesine 30-40 kilometre gidilerek ulaşılan yolsuz köyler pek çok. (Esenyurt Köyü, Fikre Mahallesi gibi…) Ha sakın sanmayın Tunceli’nin, Siirt’in, Diyarbakır’ın köylerinden bahsediyorum. Şahidi benim oranın bırakın ilçe yollarını köy yolları 30 yıl önce asfalt oldu. Ama hala devlet bize bakmıyor yol yapmıyor diye mümayiş yapıp yol araçlarını yakıyorlar.

Tabii bütün bunları derken, kötü emsal olmaz. Biz ne devletimizin yol aracını yakar, ne de mühendisini kaçırır, polisine, askerine kurşun sıkarız bu vatan bizim. “Ha sakın nereye kadar demeyin” çünkü bizim gidecek başka vatanımız yok. İşin ilginci, bu yollar eskiden Köy Hizmetleri’nde “B” Grubu yol görünüyor. Yani yapılmış iyi bir yol.

Daha neler neler… Bir sor, bin ah işit. İşte İnebolumuzun 2011 yılındaki hali. Müşahhas bir misal olsun diye yazdım. Dedikodu değil yani.

Hakkını yemeyelim eski valilerimiz E. Yeter, M. Kara’ın gayretleri ve bizim takiplerimizle bu yollar bu kadar yapılabildi. Bütün siyasetçi ve birilerinin kısır çekişmelerine rağmen. Hatta bu yolların yapılabilmesi için birkaç bölge Md. ve Kaymakam çok sıkıntı yaşadı. Yaşananların şahidi Eski Köy Hizmetleri Bölge Müdürü N.Çapraz ve valilerimizdir. Bu ara İnebolu için çalıştığını söyleyenlerin “bir kaç istisnası dışında” vekiller, belediye başkanları, siyasi parti başkanları, “İnebolu benden sorulur” diyenler ne mi yaptı? Bırakın bir çivi çakmayı, engellemelerini bile gördük. Çaktığımız çivileri sökmeye, paçalarımızdan çekmeye çabaladılar.

Yol için aldığımız taşları, makineleri bile başka yerlere yolladılar. Bunu icra eden belediye başkanı, sözde siyasetçileri mi ararsınız. Ama onlar bu arada İstiklal Madalyası törenleri, Kurtuluş geceleri, Şapka festivallerinde boy gösterdi. Törenler, kutlamalar derken milletin parası havaya saçıldı. Söylemleri de Yaşasın İstiklal Madalyası oldu.

Bir Teşekkür...

Bu arada İnebolu ve Kastamonu için çalışan, gayret gösterenleri de unutmamak lazım. Başta İnebolu’dan ve Kastamonu’dan bize devamlı haber veren basın mensupları ve gazetelere, teşekür dereken onlara çok büyük vazife düştüğünüde hatırlatmak istiyoruz. İnebolu için gayret gösteren sayısı az da olsa siyaset adamlarımızı, belediye başkanlarımızı, resmi görevlilerimizi, kaymakamlarımızı, İnebolu Sağlık Vakfı Başkanı, değerli büyüğümüz S. Osmanoğlu ve birkaçta olsa değerli büyüklerimiz ve  İşadamlarımızın yaptığı okulları, yurtları ve devam eden gayretlerini unutmuyor hatta İnebolu için hiçbir ihtiyacı olmadığı halde İnebolu’ya kurduğu fabrikayla kar etmesede orada istihdam sağlayan değerli büyüğümüz Ömer Urgancı’yı vefasından dolayı alkışlıyoruz.  Diğer İnebolulu olan İşadamlarına da örnek olmalarını diliyoruz.

Yine İnebolu’da bu karanlık, ilimden ve bilimden yoksun günlerinde bir çırpınma ve kıpırdanmaya vesile olan İnebolu’nun tarihini kitaplaştıran İKADER’in faaliyetlerini ve kurucu başkanı Kamil Tunaoğlu’nun gayretlerini, toparlanma ve uyanışa sebep olduğunu hatırlatıp anarken, yine son kurulan İNEFED’in (İnebolu Federasyonu) kurulmasının, aşağıda yazdığımız bütün bu güzel çalışmaları da içine alarak derleyici toparlayıcı birleştirici bir görev yapıp İnebolu’yu bir adım değil hak ettiği bin adım öteye taşımasını diliyoruz.

İnebolu için güzel işler yapan, İnebolu için (Boyranaltı Camiinde olduğu gibi 100 yıllık ağaçları kesen zihniyet gibi değil) bir ağaç diken, bir çivi çakan ve insan yetişitirmeye katkı yapan herkesi desteklermeye hazır olduğumuzu Ahmet Maranki olarak elimizi taşının altına koymaya hazır olduğumuzu deklare ediyoruz.

İnebolu ile ilgilenen bütün herkese; siyasetçilere, belediye başkanlarına, devlet özel tüzel kuruluşların yetkililerine duyurulur.

Son yıllarda, Kastamonu yanında, İnebolu’nun parlayan yıldızının daha da parlaması için var mısınız? 1900’lerin o şaa şaalı günlerine dönmeye var mısınız!!! İstiklal madalyasının veriliş sebebini ve İnebolu’ya katkılarını sorgulamaya hazır mısınız? Tabii bu “ironi” yi, başta siyesetçilerimiz, yerel yöeticilerimiz akil kişilerimiz ve İnebolu’nun önde gelen söz sahibi kişileri olarak çok iyi değerlendirerek, tekrar bir hamle yapıp üzerimizde yıllardır biriken safraları atarak aydınlık günlerin çok yakın olduğu müjdesini vermek isterim.

Bunun nasıl, ne zaman, ne şekilde ve kimlerle olabileceğinin müjdesini de önümüzdeki yazılarımda sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.   

AHMET MARANKİ


 

 

İLGİLİ OLANLAR

Meyve suları ithal ‘konsantre’den yapılıyor
Bizim limonlar, portakallar dalda çürürken, biz Brezilya’dan portakal suyu konsantresi, Arjantin’den
Bu milleti zehirleyen süt
Çocukları zehirleyenlerin yanında duranlara sözümüz yok. İçtikleri yanlarına kâr kalsın.
Tavuktaki Büyük Tehlike!
Tavukta arsenik, antibiyotik ve Prozac da var. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta yazdı...

Doktoru kim öldürdü?


"Suçluluğu ispat edilene kadar herkes masumdur" temel hukuk ilkesi nedense 'doktorlar hariç' şeklind

Ekonomik devletçilik ve eczaneler


Devletçilik zamanımızın en yaygın siyaset ve ekonomi felsefesi hastalığı.
Bu bitkiler mucize gibi!
Önceki yazılarımda meyve ve sebzelerin yararlarını anlatmıştım. Bu yazımdaysa şifa amaçlı kullanılan

İyi Uykunun Sırları


Yoksa sen de geceleri uyumakta zorlanıyor, sabahları yatağa yapışıyor, uyandığın anda da gece boyunc
12 Eylül Yargılanıyor
1980 Askeri Darbe sonrası 1982 yılında o dönemin Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan Anayasa oylanm

Ekmeğe Dikkat!


'SAĞLIK ve Gıda Güvenliği Hareketi', sağlık ve gıda güvenliği sorunlarına karşı çözüm üretmek ve tük
Türkler'de Nevruz, Yenigün, Gün Işığı
Türk Milletinde Nevruz yüzyıllar ötesinden devam ede gelen "geleneksel bayramlarından" birisidir.
Abdestli Kapitalist, Şeytanın Abdest Almış Halidir!
Gün gelecek devran dönecek, AKP orduya hesap verecek!
Yalancı Baharların Yorgunluğu
Size öyle gelmiyor mu bu bahar? Çamur doldurduğumuz çukurları on yılların çözümsüzlüğünde paneller i

n

İslamı Doğru Anlatamıyoruz

n

Nevruz

n

Dindar Gençlik mi Ülkücü Gençlik mi?

n

Dilimizi Kaybediyoruz!

n

Sıfır Hastalık Hedefi

n

Her Şeyin Her Şeyle Bağlantısı Üzerine...

n

İstiklal Madalyalı İnebolu Nereye Gidiyor?

n

İlaç Firmaları ve Alternatif Tıp Ürünleri

n

GDO’lu Ürün İnsan Irkını Tehdit Ediyor!

n

GDO'suz Türkiye'nin Gizli Potansiyeli

n

Elektromanyetik Alanların Sağlığa Etkileri

n

10 Soruda GDO Sorunu

n

Nil'den 2012 Yılına Mesaj

n

Bol bol tereyağ yiyip, unu şekeri keserseniz kolesterolünüz düşer!

n

Denge, Güç Bileziği ve Kalça Sıkılaştırıcı Ayakkabılar

n

Kaşıntılarınızı Artık Ötelemeyin!

n

Salgını Kim Salıyor?

n

Deprem Şikesi

n

Vitaminler Can Yakıyor

n

Çağın vebası yoruyor şişmanlatıyor acıktırıyor

n

Obezit öğrenci sayısı yüzde 100 arttı!

n

5 Büyük Sağlık Hatası!

n

Multipl Skleroz (MS)'in Biyomedikal Tedavisi

n

Kahvaltı yapmayan çocuk öğrenme zorluğu yaşıyor

n

'Sağlık' Merceğinden Görünen 'Kim'liğimiz

n

Yanlış Zayıflama

n

Otizm Genetik mi?

n

“Et”in çevreye verdiği zarar

n

Sevene emir gerekmez; sevildiğini bilene yasak sökmez

n

Alfalfa’yı Tanıyor Musunuz?

n

Bizi Ne Öldürüyor?

n

Zeytinyağı konusunda bilmeniz gereken noktalar

n

Zehirli Maddeler Kullanmadan EVDE TEMİZLİK

n

Kadir Gecesi: Kadrini bilenlerin gecesi

n

Organik Kafası

n

Yeni Sağlık Riski Testi: Omega-3

n

Tansiyon ilacı deyip geçmeyin

n

Cep’te Dünya Uyanıyor T.C. Uyuyor

n

Cep Telefonu ve Kanser

n

‘Kantin Devrimi’ni destekliyoruz fakat…
 
Ahmet Maranki ve Ekibiyle Saglikli Bir Dünyaya



MARANKİ DİYOR Kİ

İnsan Allah'ın (CC) en güzel yaratılış sırrına mazhar olarak yaratılan bir mahluktur. Bunun için insanın kendini tanıması en önemli meselelerin başında gelir. Zaten bu, insanın Rabbine giden yolların en büyüklerindendir. Bunun için "Nefsini bilen Rabbini bilir" buyurulmuştur.



GÜNÜN SÖZÜ

"Allah katında en aziz kişi intikam almaya gücü yettiği halde affedendir."

Hadis-i Şerif


GÜNÜN YAZISI

Meyve suları ithal ‘konsantre’den yapılıyor

Bizim limonlar, portakallar dalda çürürken, biz Brezilya’dan portakal suyu konsantresi, Arjantin’den limon suyu konsantre ve Brezi

Bu milleti zehirleyen süt

Çocukları zehirleyenlerin yanında duranlara sözümüz yok. İçtikleri yanlarına kâr kalsın.

Tavuktaki Büyük Tehlike!

Tavukta arsenik, antibiyotik ve Prozac da var. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta yazdı...

GÜNDEM HABERLERİ

Ünlü Antibiyotik Kalp Düşmanı Çıktı

Sağlık Bakanlığı'ndan "Aferin" Takibi
Sosis, Salam ve Sucuk Etine Yüzde 100 Zam!

Fast Food Zincirine Dev Tazminat!

Ekmeğe de Hile Karıştı

FOTO GALERİLER

Tümünü Göster »

SİZDEN GELEN YORUMLAR

Alternatif tıbba Sağlık Bakanlığı'ndan yeni düzenleme

Kitaplarınızdan çok şey öğrendim.

Kozmik Beden Temizliğinin hayatıma kattıkları

Kozmik Yaşam Merkezindeki Şifalar

Mide Dostu

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Hicri Bugün :
1 Recep 1433

Bugünkü Ay'ın
Görüntüsü

SİTE BAĞLANTILARI

ANKET

Ahmet Maranki'nin yazılı ve görsel medya aracılığıyla ulaştırdığı sağlık tavsiyelerini sosyal hayatınızda uyguluyor musunuz?

Seçenekler
Kesinlikle uyguluyorum
Takip ediyorum fakat uygulayamıyorum
İlgimi çekmiyor

Sitede Online


www.maranki.com sadece internet Üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Sistem Yönetimi :
Networkbil.Net

- Kullanım Sözleşmesi
- Gizlilik Bildirimi