Yaptığı radyo programlarıyla tanınan Kubilay Aktaş, Elest Yayınları’ndan "Gizli Telkinle Kur’an Terapisi" adlı kitabını çıkardı. Kitapta, Kur’an’dan ayet, Celcelutiye ve Cevşen’den dualarla hastalıklara ve çeşitli sorunlara çare bulunabileceğini ortaya koyan Kubilay Aktaş ile “bütüncül tedavi”nin ilkelerini konuştuk.
Bütüncül tedavinin daha iyi anlaşılması için Aktaş şunları söyledi: “Fizikte var olanın bir de mana boyutu vardır. Her hastalığın bir duygusal boyutu vardır. Niyetlerimiz auramıza, auramızdaki enerji biyolojimize yansır”. Metafizik alemde açılımların kokularla başladığını, daha sonra ses ve görüntünün geldiğini belirten Aktaş, “Ses ise çok güçlü bir etkiye sahip enerji. Metafizikte manyetik nefes denilen bir kavram vardır. Üflemek yani nefes, ses frekansıdır. ABD’de yapılan deneylerde Kur’an dinletilen insanların beyin dalgaları, PH, tansiyon gibi tüm değerlerinin olması gereken düzeye geldiği keşfedilmiştir” diyor.
O, YAŞANAN BİR KİTAPTIR
“Ses frekansını bilinç ile kodlarsak bunu hayırda da kullanabiliriz” diyen Kubilay Aktaş, “Mesela, Kur’an ayetlerinin içine alfa dalgalarını yani 8 ila 12 hertz arasında olan sesleri kodladığımız zaman (uyku ile uyanıklık arasındaki rahatlama hallerini doğuran sestir), o ses Kur’an ile kodlanmış oluyor” diye ekliyor.
Aktaş, “Sesle ilgili yaptığım çalışmalar daha ziyadesiyle, Kur’an ve esmalarla ilgili. Bu ayetlerin içine belli ritimde sesler yerleştiriyorum. Belli dalga boyuna getiriyorum. Bir de nöroprogrammer var. Müziklerin veya doğaya ait seslerinin altına Kur’an-ı Kerim’den belli şifa ayetlerini yerleştiriyorum. Örneğin, doğumla ilgili başvuran bir kişiye Meryem Suresi’nin 25. ayetini (“Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün”) su sesi altına yerleştiriyorum. Bu arada, çok ilginçtir ki, hurmanın içindeki bir madde doğumlarda kas gevşetici olarak kullanılır. Kur’an’ın mucizesi olarak- o ayet hurmanın yaptığı etkileri yapar. Çünkü Kuran-ı Kerim sadece dinlenen bir kitap değildir, yaşanan bir kitaptır.”
BİLİNÇ FİLTRELERİ AŞILIYOR
Kubilay Aktaş, kitabında da Kur’an-ı Kerim’i bu bilincimizle hakiki anlamıyla çoğumuzun algılayamadığını, çünkü bilinç filtrelerinin olduğunu belirtiyor. Psikolojik kaynaklı sorunlar, hastalıklar, dertler “Kur’an ve mümin ikiz kardeştir” hadisindeki gibi Kur’an’ı yaşamakla hallolabiliyor. İşte, Kubilay Aktaş’ın ayet ve duaların yardımıyla yaptığı terapi de bu noktadan çıkıyor. Biliçaltımıza hitap eden Kur’an, Cevşen ve Celcelutiye’yi bilincin filtrelerinin hissetmeyeceği şekilde verip, tohumlanmasına ve bilinç haline gelmesine yol açmaya çalışmak...
Seslerle ilgili olarak Aktaş: “Şırıl şırıl akan suda Şafi esması kendini gösteriyor. Şifa vericidir. Rüzgarın sesinde Hu esması var ki, Hz. Ali’nin Celcelutiye kasidesinde Hu esmasıyla ancak düğümler çözülür diyor. O ses, sizdeki bazı noktaları açar, bazı noktaları tıkayabilir. Bu tamamıyla o sesin bizim enerji alanımızdaki yapılarla uyum içinde olup olmamasına bağlı. Bir açıdan da ona yüklediğimiz mana ve misyona bağlı” diyor.
Aktaş, varlıktaki her bilginin kokulara, sese, görüntüye ve bedene bakan boyutları vardır, diyor. Evrendeki her şeyin zikir halinde olduğunu ve her şeyin her şeyle bağlantılı olduğunun altını çiziyor. Bütüncül nazarla bakıldığında negatif olanın da pozitifi göstermesi nedeniyle güzel olduğunu anlatan Aktaş, gerçek sağlığın hastalığı bile hoş görmek olduğunu söylüyor.
Aktaş, “Tibetli rahiplerin sesleri kullandığı, Mısırlıların Hermes öğretilerinde sesleri kullandığı biliniyor. Tibetli rahipler derin çalışmalar, tefekkürler, meditasyonlar, içsel murakabeler sonucunda bilinç katmanlarını aşarken, şakraları açarken her mertebede belli sesler duymuşlardır. Her mertebenin kendine ait ses, koku ve rengi vardır. Mesela üçüncü göz şakrasının sembolü üçgendir. O noktaya gelen insanda nur-u Muhammedi denilen bir gül kokusu veya armonik sesler ortaya çıkar. İnsan kainatın küçük bir numunesidir. En son tepe noktasında “ezan” sesi duyulur. Yani bu kendi ezanını, kendi mananı okumaktır. Yani minareye çıkmış oluyorsunuz. Yedi temel şakra vardır. Sekizinci de bu yedinin birleşimi neticesinde oluşan sonsuzluktur. Yediyi birlersen sekizinci Allah’tan geliyor ve tam birleşme oluyor. Dikkat ederseniz, sekizi yan çevirdiğinizde sonsuzluk işareti olur” diye anlatıyor
ÖNCE BATAKLIK TEDAVİ EDİLMELİ
Tibetli rahiplerin 52 metalin karışımından yaptıkları çan çok güçlü bir gong sesi verir ve insanı bir anlamda boşluğa düşürücü özelliğe sahiptir. Bu çanları yapıncaya kadar birçok deneyler yapmışlardır. Tibet çanlarını yapanlar, dışardan içeri bu etkiyi vermeye çalışmışlar. Aslında varlıkta her şey içeriden dışarı doğru gelişir. Dışarıdan içeriye doğru da etkileşim vardır. Ancak önce içeriden başlaması lazım.”
Aktaş şunları da ekliyor: “Temeldeki şifa, her şeyin hoş olduğunu görebilmektir. Risale-i Nurlarda 25. Lema’da Saidi Nursi, “Ancak Kur’an’dır hastalıkları güzel gösteren” der.
Tedaviyi çok geniş boyutlarıyla ele alan Kubilay Aktaş, “Hastalıkları tedavi etmek için önce bataklığı tedavi etmek gerekir. Oysa ki günümüz Batı tıbbı sinekleri yok etmeye çalışıyor” diyor.
Kaynak: Kozmik Yaşam Dergisi