BALKANLAR Yazdır
Üye Değerlendirme: / 42
Kötüİyi 

            Doğu Avrupa ülkelerinde çıkan seslere kulak verildiğinde hiçte eskisi gibi Demirperde ile kapalı sessiz ülkeler olmadığı görülecektir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük kıpırdanmaların bu döneme rastladığını bu olaylar teyid etmektedir. Doğu blokunda, başta Demirperde ülkelerinden Sovyetler Birliği olmak üzere diğer bütün Doğu Avrupa ülkelerindeki ve Balkanlardaki etnik ayrıcalık güçleri kendini hissettirmeye ve seslerini yükseltmeye başlamıştır.

            Doğu Bloku yıkıldıktan sonra hür dünya diye telakki edilen Batı ülkelerine iltica edenlerin sayısındaki artış batıya özlemin bir işaretidir. Bunun farkında olan batı 50 yıldır Türkiye gibi doğu batı arasındaki köprü vazifesi gören Türkiye’yi her seferinde çeşitli bahaneler öne sürerek Avrupa birliğine almamaya ve aynı zamanda dışlamamaya gayret ederken daha dün SSCB’den kopsan Bulgaristan Romanya gibi ülkelerin hiçbir alt yapısını tamamlamadan yani Türkiye’ye dayattırılan hiçbir şartları tamamlamadan bağlı olduğu ruh ve inançlarının etkisiyle bu ülkeleri kabul etmiştir.  

            Hürriyet rüzgarları etkisini göstermiş, zor da olsa neticeler alınmaya başlanmıştır. Balkanlarda yüzyıllardır kendi ırklarından insanlara reva görülen bu zulüm ve soykırım 1973’te Libya Trablusgarp’ta yapılan “Dünya İslam Gençliği Birinci Konferansı”nda 113 devletten katılan 600 delege tarafından bütün Hür Dünya’ya duyurulmuş, ancak geçen yıllarda hür dünya bu sese kulak vermemiştir. Çünkü muhatapları Müslüman Türk’tür.

            Bizim atalarımız, kendi sınırları içinde yaşayan Türk olmayan azınlıklara hiçbir telkinde bulunmamış, onlara insanca yaklaşmışlardır. Onların ne din, ne dil, ne de başka özelliklerini baskı altında tutmamışlardır. Adaletleri ile onları korumuş ve kollamışlardır. Bunun sebebi Türk’ün Müslümanlığından gelen manevi bağlarından kaynaklanmış ve her zaman öyle olacaktır. Müslüman Türk’ün şiarı bunu gerektirmektedir.

            Hal böyleyken Türklüklerinin reddinin imkanı olamayan, fakat İslam’dan koparak kendilerine ‘Bulgar’, ‘Macar’ adını veren eski Türk kavimlerinin kendi soyuna karşı yaptığı dünyada emsali az görülen zulüm ve vahşeti gerçek belgeleriyle ortaya koymanın gelecek nesillere ışık tutması açısından faydalı olacağı kanaatindeyiz.

            20. yüzyılın kendini batılı telakki eden ileri ülkelerince Barış Yılı ilan edildiği, insan haklarının dillerinden düşmediği günlerin bu ortamında, bu vahşete derecesinde tehcir hadisesinin vukuu ise ayrı bir önem arz etmektedir.

            Dünyanın un uzun ömürlü hanedanlığı Osmanlı’nın ayak izlerinin değdiği her eyaletinde bugün kan katliam, soykırım, ırza tecavüz ve göz yaşı var.

            Balkanlardaki mezalim(Türk, Arnavut, Boşnak olması fark etmiyor) Müslüman için yeni olmayıp, kökü 1800’lere kadar dayanmaktadır.

            Bu mezalimlerin hedefi Bulgaristan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Sancak, Kosova, Karadağ, Batı Trakya ve netice itibariyle de gafletten uyanmazsak sıra “Anadolu’muza” gelecektir.

            Sadece Balkanlar’da değil İslam dünyasını her köşesinde kan ve barut kokmakta, yangın bir türlü durdurulamamaktadır.

            Dünya haritasındaki Müslümanlar hala batı diye telakki edilen, “Haçlı ruhu”ndan medet umduğu sürece bu zulüm durmayacaktır.

            “Küfür tek millettir ve ancak Müslümanlar birbiriyle kardeştir.” şuurunda olması gereken “İslam Dünyası” acaba ne zaman başkalarının kontrolünden silkinerek bu gerçeği görecek ve “İslam Kardeşliği” şuurunda birleşecektir.

           

 

 
Ay hareketleri: Visit the project’s site
2 days until next Ekadashi
Ay"Waning Crescent"

Hicri Takvim